Bizi Takip Edin
İletişim Bilgileri

AĞIRLIKLI YURTDIŞINDA ÇALIŞIYORUM, YURTİÇİNDE OLDUĞUM TARİHLER İÇİN MAİL İLE RANDEVU ALINIZ
Gsm: 0532 3868930
E-Posta : info@amazondovme.com

Amazon Tweet

Kadınlar, ‘içerisi’ ve dövmeler hakkında… / Akşam Gazetesi

Kadınlar, ‘içerisi’ ve dövmeler hakkında… / Akşam Gazetesi

Bir kadının göğsündeki ceylan dövmesini göstermesi ayıp mıdır? Hapishanede dövme yapmak için araç gereç nasıl bulunur? Üç nokta dövmesi Güneydoğu’da ne anlama, hapishanede ne anlama gelir? İstanbul Film Festivali kitapçığının sayfalarını çevirirken, Güneydoğu’daki dövme geleneğini konu edinen ‘Anlat Bana’ belgeseliyle karşılaştığımda şöyle düşündüm; ‘Kesin güzel bir hikayedir.’ Hiç bilmediğim bir konu… O sırada bir ‘inanılmaz ama gerçek’ durumu yaşadım ve arkadaşımdan mesaj geldi; ‘Hapishanelerde dövme yaptıran kadınları araştıran biri var. İlgini çeker mi?’ Hayır cevabı vermek elbette mümkün değildi…

Dövmeci Nimet Arıkan’ın, cezaevinde kalan kadınların yaptırdığı dövmeler üzerine yürüttüğü çalışma Türkiye’de bir ilk. 60 kadınla cezaevinde sohbet etmiş, dışarıda anket çalışması yapmış. Gözlemleri ve değerlendirmeleri kadınlara, ‘içeriye’ ve dövmelere dair çok şey anlatıyor.

Eyüp Tatlıpınar
Nimet Arıkan, sahtecilik hükmünden cezaevinde bulunan bir kadın mahkuma vücudundaki ‘üç nokta’ dövmesini neden yaptırdığını soruyor. Görgü şahidi olarak ifade veren ama kendisini sanık olarak hapishanede bulduğunu söyleyen kadının ‘nedenini’ tahmin edebilirsiniz; isyan. O güne kadar dövme yaptırmayı aklından bile geçirmemiş. ‘Dövmenizi seviyor musunuz? Sildirmeyi düşünüyor musunuz?’ sorusuna cevabı; ‘Dövmemin anlamı ‘Görmedim, duymadım, bilmiyorum!’  Seviyorum onu. Dışarıda bu kuralı sık sık hatırlamak için sildirmeyeceğim. Bu zamanda görmeyeceksin, duymayacaksın, bilmeyeceksin.’
Arıkan’ın resim merakı, bu konuda yetenekli pek çok kişinin bulunduğu ailesinden geliyor. Ailedeki diğer herkesten farklı olarak kendisi yeteneğini dövmecilikte kullanıyor. 2000′lerde başladığı ve halen Nişantaşı’ndaki ‘Amazon Dövme’de yürüttüğü işine sadece iki yıl ara vermiş. Bir siyasi davadan iki yıl hapis cezası aldığı için… Ankara Sincan Kadın Cezaevi’ne adımını atar atmaz ‘algıda seçicilik’ kuralı gereği neredeyse bütün kadınlarda dövme bulunduğunu fark etmiş.
Türkiye’deki kadın mahkumların yaptırdığı dövmeler üzerine hazırlanan ilk çalışmanın hikayesi böyle başlıyor. Arıkan ‘içeride’ kaldığı iki yıl boyunca mahkumlarla bire bir görüşme fırsatı yakalamış. Ardından yolu hapishaneye düşmüş kadın mahkumlarla anket çalışması yürütmüş. Niyeti; çalışmasını kitaplaştırmak…
Atölyesinde görüşüp gözlemlerini ve değerlendirmelerini dinlediğimizde şöyle bir giriş yapıyor; ‘Cezaevindeki kadınlar özgür yaşamlarında hiçbir zaman ve hiçbir şekilde dövme yaptırmayı akıllarından bile geçirmemiş kişiler. Büyük kısmı çıktığında da geçirmiyor… Çoğu evli ve en az bir-iki çocukları var. Yine büyük çoğunluğu, her ne sebeple cezaevine düşmüş olursa olsun, öncesinde ev kadını ve genellikle muhafazakar değerlere sahip.’

ÖZLEM, İSYAN, ÖFKE BİRBİRİNE KARIŞIR VE ‘SON SÖZ’ VÜCUDA İŞLENİR
Arıkan, mesleğinin dövmecilik olmasına rağmen, dövmelerin cezaevindeki kadınlar arasında fazlasıyla yaygın görülmesine şaşırdığını söylüyor. Kendisinden bir dövmeci bakışıyla değerlendirmelerini, bir tanık olarak gördüklerini dinledik.
- ‘Görmedim, duymadım, bilmiyorum!’ deyimini simgeleyen üç nokta işareti en fazla yapılan dövmelerden. Sık yapılan diğer bir figür, elin ya da gülün zincirlenmesi. Kendi mahkumiyetlerini simgeliyor. Güle saplanan hançer, yaralanmalarını ve isyanlarını ifade ediyor. Çocuk hasretinden kalp içine çocukların baş harfi ya da isimleri sıkça yazdırılır. Istırabı simgeleyen gözyaşı dövmesi de sıkça yaptırılır.
İLKEL VE ACILI YÖNTEM
- Türkiye cezaevlerinin çoğunda insani ihtiyaçlar bile zor karşılanırken içeride dövme yapmak, araç gereç bulma açısından gerçekten büyük yaratıcılık isteyen bir iştir. Ama bir şey hayati önem taşıyorsa malzemeyi ne yapıp eder bulursun ya da yaratırsın. Kullanılan malzemeler genellikle birkaç dikiş iğnesi, ‘is’ yapmaya uygun bez parçası, sigara külü, süt ve naylondan ibarettir. Her türlü hastalığa davetiye çıkarılır.
- Dışarıda, profesyonel makineyle 10 dakikada yapılan bir dövmenin daha basit biçimini, cezaevindeki araç gereçlerle yapmak bir saati aşar. Duyulan acı da profesyonel makinenin verdiği acıyla karşılaştırılamayacak kadar büyüktür. Ama yaşadıkları travmaların yanında bu acının sözü bile edilemez.
- Cezaevinde sohbet ettiğim birçok kadından aynı sözü duydum; ‘Bizim çevremizde cezaevine girmiş hiç kadın yoktu ben ilk oldum. Ailem herkesten sakladı burada olduğumu. Çünkü herkes, ‘Kadın kısmı hiç cezaevine girer mi?’ diyor.’
CESARET GEREKTİRİYOR
- Erkekler için değil ama kadınlar için dövmenin imajı çok olumsuz. Dışarı çıktığında düşmüş gözüyle bakar herkes sana. Yani asıl cesaret gerektiren dövmeyi yaptırmanın kendisi. Dışarıdayken, yani özgürken baskılar içinde yaşayan kadın cezaevine girdiğinde gerçek kırılmalarını yaşamaya başlıyor. Toplumla arasındaki sözleşmeler parçalanıyor; ailesinin çoğu onu terk ediyor, yalnız kalıyor. Parasız ve neredeyse kimsesiz. Özlem, isyan, öfke birbirine karışır ve artık ‘son sözlerinden’ birini vücuduna işler. Kötü günlerin, acısının bir nişanı olarak taşır dövmesini. Başka zaman, başka yerde o kadar cesur olamazsınız. İçeri düşmüşsünüz ve özgürlüğünüzü yaşayabileceğiniz son kaleniz bedeninizdir.
HASRET İŞARETLERİ
Sohbetlerde duyduklarım ve anket sorularına verilen cevapların çoğu birbirine benziyor. Hasretliği belirten işaretler çok yapılıyor. Çocuklarına ve eşlerine duydukları hasreti… İçeri giren erkekse eşi dışarıda onu bekliyor. Ama kadınsa böyle bir şey asla yok. Kısa sürede terk ediliyorlar. ‘İçeri’ giren kadının en büyük korkusu eşini kaybetmek…

Dövmesiz kadın ‘makbul’ değildi
‘Anlat Bana’, Güneydoğu’daki kadınlar arasında bir zamanlar yaygın olan dövme geleneğini anlatıyor. İlginç hikayelerle…
‘Geçen yıl çekimden önce bölgeye gittim. Sait’le köyleri gezerek tanıklarımızı bulduk, ön hazırlıkları yaptık, çekimler için sözleştik. Ardından aynı yola ekiple koyulduk. Her şey iyi başlamıştı; köylere gidene kadar… Sorunlar peş peşe geldi. Bir yaşlı teyze vefat etmişti, bir teyzeyi aradık, bir türlü bulamadık. İkisi hiç konuşmadı. Bir teyzenin kocası elinde bastonuyla ‘Defolun gidin, maymun ogli maymunlar’ diyerek bizi kovaladı. Kürtçe bilmem ama nefret ettiğim Kürtçe kelimeyi artık biliyorum; ‘Nizanim!’ (bilmiyorum). Bir teyze ‘Vallahi Nizanim’ den başka bir şey demedi, oysa görüşmede neler anlatmıştı…’
Belgeselini çekme hikayesini anlatan kişi Uğraş Salman. ‘Bir belgeselde aklınızdan geçenin yarısını gerçekleştirebiliyorsanız başarılı sayılırsınız’ diyor.
Kendisi karşılaştığı tüm zorluklara karşın belgeselini tamamlamayı başarmış. ‘Anlat Bana/ Dövmeler, Ağıtlar, Hikayeler’; Güneydoğu’da bir zamanlar epey yaygın bir geleneği; dövmeleri konu ediniyor.
Bir not; Doğu’da arkadaşlarıyla film atölyeleri düzenleyen Salman, belgeseli önceleri öğrencisi, ardından arkadaşı ve nihayet meslektaşı olan Mehmet Sait Tunç’la birlikte çekmiş.

KIZ ANNESİ SÜTÜ OLMAZSA OLMAZ
Salman, dövme geleneğinin kaybolmasının nedenini ‘Değişen dünya ve konjonktür’le açıklıyor; ‘Eskiden güzellik için yapılırmış dövme. Dövmesiz kadın makbul değilmiş. Oysa şimdiki gençler çirkin buluyor dövmeyi. Ve günah! Değişen güzellik anlayışıyla, konjonktürün de etkisiyle dini nedenler ağır basıyor. Yaptıran olmayınca, yapanın da yerine birileri gelmiyor.’
Sözü tekrar Salman’a bırakmadan önce ‘Anlat Bana’yı İstanbul Film Festivali’nde,
12 Nisan saat 13.30′da Pera Müzesi’nde izleyebileceğinizi söyleyelim.
BAŞLIK PARASINI ARTIRIYOR 
- Geleneksel dövmenin malzemesi hayvan ödü, is ve kız çocuğu emziren kadının sütü. Konuştuğumuz birine ‘Neden kız çocuğu annesi?’ dediğimizde ‘Oğlanın sütü boşa mı gitsin?’ karşılığını vermişti.
7 iğne birbirine bağlanıyor, hazırlanan karışıma bulanıp dövülmeye başlanıyor ve tabii kan akıyor, yara oluyor, kabuk bağlıyor. Bir haftada iyileşiliyor…
- Konuyu araştırırken dövmenin aslında sosyal bir olgu olduğunu, statü belirlediğini ve artık dövmelikten çıktığını gördük. Beyaz tenlilerde daha makbul. Güzel dövmeli kadınların başlık parası artıyor. Hatta bir tanığımız, başlık parasının kendi zamanında 10 bin – 15 bin TL olduğunu ama kendisinin 60 bin TL’ye gittiğini, bu paranın da o sıralarda bir köyün değerini bulduğunu söyledi.
- Evlilik konusunda ilginç hikayeler dinledik. Berdel hala çok yaygın. Konuştuğumuz bir kişi ölen amcasının berdelini anlatıyordu. O zamanlar çocuk olan yeni kocasını büyüttüğünü, ata binmeyi öğrettiğini, sümüğünü sildiğini ama buna karşılık ona hiçbir laf kondurmadığını, hatta rahat uyusun diye koluna yastık dövmesi yaptırdığını söyledi.
- ‘Ayıp’ meselesinde de şaşkınlık yaşadık; kardeşinin yasını tutan bir teyze tam 50 yıldır siyah giyiyor, saçını uzatmıyor, eline ya da saçına kına yakmıyor, düğünlere gitmiyormuş. Hatta kendi oğullarının düğününde içeride oturmuş. Çok güzel dövmeleri vardı ayaklarında, ‘Göğsümde de ceylan yürüyüşü var’ dedi ve bize gösterdi. Ama ayıp olur diye saçlarını açmamış, kısa saçlarını göstermemişti.
KUMAYA KARŞI ÖNLEM
- Kumalık geleneği kadınlar tarafından ateşten gömlek biçiminde görülüyor. Kuma gelmesin diye eline üç nokta yaptıran bir kadınla arkadaşı arasında şöyle bir diyalog geçmişti;
- Yanlış eline yaptırmışsın.
- Aaa, sola mı yapılacaktı? Olsun ama kuma gelmedi.
- Gelmez tabi adam öldü!

Röportaj İçin Tıklayınız

2012 © Amazon Dövme powered by ATP Ajans
Up