Bizi Takip Edin
İletişim Bilgileri

AĞIRLIKLI YURTDIŞINDA ÇALIŞIYORUM, YURTİÇİNDE OLDUĞUM TARİHLER İÇİN MAİL İLE RANDEVU ALINIZ
Gsm: 0532 3868930
E-Posta : info@amazondovme.com

Amazon Tweet

Category: Dövme ve Din

İslam Dininde Dövme

İslam inancına göre ise dövme ile ilgili sadece rivayetler vardır. Rivayet ya da söylencedir sadece. Kesin bir ayet yoktur. İncil ya da Tevrat gibi dövmeye ilişkin herhangi bir ayet, söz, ya da delil yoktur. Örneğin bir rivayete göre Hazreti Muhammed; dövme yapan ve yaptıran, dişlerini törpüleyen ve böylece Allah’ın yarattığı şekli değiştirmeye uğraşan kadınlara lanet etmiştir.  Şimdiye kadar bilinen (ve aslında yanlış) karşı çıkma şöyledir: dövme abdest tutmaz. Yanlış. Abdest değil gusül abdestidir. Gerekçesi şudur: “Gusül abdestinin geçerli olması için vücudun heryerinin ıslanması gereklidir. Dövmenin olduğu yer boyalı olduğu için su geçirmez ve orası ıslanmaz. Bu nedenle cünup kalınır.” Bu tamamen dogmatik, yanlış ve eksik bilgidir. Dövmenin gusül abdestiyle bir ilgisi  yoktur. Birincisi; abdest derinin üst yüzeyini ıslatır. Dövme de derinin alt yüzeyinde olduğu için deri üstü tamamen ıslanır. Yanlış bilgi.

İkincisi; farzedelim ki derinin alt yüzeyinin de ıslanması gerekiyor. Alt yüzey de nemleniyor. Çünkü derinin alt yüzeyi dövme yapıldığı halde hava almaya devam eder. Hava almadığını düşünürsek derinin alt yüzeyinde boyalı olan yerin çürümesi gerekmektedir.  Oysa o bölgeden tüylerin çıktığını çok rahat görebilmekteyiz. İşin aslı dövmeye karşı çıkmanın abdest almakla bir ilgisi olmadığıdır. Eğer karşı çıkılması gerekiyor ise başka bir gerekçe bulunmalıdır.

Örneğin tanrının yarattığı vücudu kişinin deforme etmesi olarak açıklayabiliriz. Karşı çıkış bu biçimde gerçekleşirse daha mantıklı ve dövme de bir tercih olmuş olur. Medine-i Münevvere’deki Hadimü’l-harameyni’ş-şerifeyn Kral Fehd Mushaf Basım Kurumunca basılan Kur’an-ı Kerim’de Nisa sûresi 118-119. ayetlerde şöyle yazılır:

118- Allah onu (şeytanı) lanetlemiş; o da: “yemin ederim ki, kullarından belli bir pay edineceğim” demiştir.

119- “onları mutlaka saptıracağım, muhakkak onları boş kuruntulara boğacağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar (putlar için nişanlayacaklar), şüphesiz onlara emredeceğim de allahın yarattığını değiştirecekler” (dedi). kim Allahı bırakır da şeytanı dost edinirse elbette apaçık bir ziyana düşmüştür.

İşte burada dövmeye ilişkin birşeyler söylenebilir. Elbette apaçık bir dile getirme yok dövme hakkında. Ama yorum yapmak gerekirse şöyle ifade edilebilir. Allah sade bir vücut vermiştir ve onu değiştirmeye kimsenin hakkı yoktur. Kulağa küpe takmak bile kulağın verili şeklini değiştirdiği için haram ya da günah sayılabilir. Görülüyor ki dövmenin günah ya da caiz olmadığını söylemek ancak yorum yapmakla mümkündür. Ayrıca, kur’an da yazılı olarak geçmeyip, herhangi bir konu üzerinde allahın adını kullanarak caiz olmadığını, ya da günah olduğunu vurgulamak İslamın kutsal Kitabı Kur’an-ı Kerim’de haram kılınmıştır. Kur’an-ı Kerim’de dövmeyle ilgili hiçbir ayet yoktur. İlle de bir bağ bulunması isteniyorsa süs ve ziynet eşyasıyla ilgili ayetlere bakıp yorum yapmak gerekir. Sadece yorum yapılabilir. Aynı zamanda şu ayetler de dövmenin yasaklandığını söyleyenlere karşı dile getirilebilir.

A’raf sûresi 32 ve 33 ayetlerde denir ki;

32- De ki: Allah’ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir. İşte bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz.

33- De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah’a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.

İslam inancına göre dövmeyle ilgili endişe duyanlara aslında bu ayet iyi bir yanıttır. Kur’an-ı Kerim’de dövmeyle ilgili herhangi bir ayet olmadığına göre bu konuda fetva vermek caiz değildir, bilakis haram kılınmıştır.

Dinlerde Dövme

Dinlerin, üzerine bir şey söylemediği hiçbir şey yok yaşamda. Gerek dogma, gerek yanlış, gerek eksik…ama mutlaka din bilginleri her konuda bir şey söylemiştir. Aslında dinlerin tüm konular üzerine bir şey söylemiş olması imkansızdır. Ancak dünyayı ve evreni her zaman dine, yaradılışa dahil etmek isteyen insanlar, din bilginleri dinlerin bir şey söylemediği şeyler bile olsa üzerine yorum yapmayı kendilerine görev bilmişlerdir. Elbette insanın en önemli özelliklerinden biridir bu. Her şeyin dahil olmadığı bir şeyi kendi inancıyla özdeş kılmak ki… bilinç bu şekilde işler. Elbette inanmak bir gerekçe, bilimsel bir temel gerektirmez ama, yine de insan bilinci minimum da olsa bir gerekçe arıyor. Böylelikle dövme de dinler içindeki yerini almış oluyor. Ama her dinde değil. Somut belgelerle inceleyelim.

Yahudilik inancında “dövme” yasaklanmıştır. Örneğin Kitab-ı Mukaddes’te o günün koşullarında dövme için şöyle bir buyruk yer alır: “Ölüler için bedeninizde yara açmayacaksınız, dövme işareti koymayacaksınız.” (Levililer:19/28) Dinler arasında dövme hakkında en kesin buyruk tevratta yer alır. Hıristiyanlıkta da Tevrat’tan gelen kimi ayetler kaynak olarak algılandığı için yasak olarak kabul edilir. Kimi Yahudi ve Hıristiyan tarikatlarında ise dövme özel tanınma, kimlik nişanesi olarak algılanır. Güneş tanrısı Baal’ın isteği üzerine “ilahi ve gizemli bir kudret edinme” aracı sayılır. Tevrat uzmanı M.W. Thomson’a  göre Musa peygamber, elleri ve alınlarını mistik sembollerle süsleyen Araplardan dövme adetini ödünç alarak, kendi amacı için kullanmıştır. Katolik kilisesi, İ.S dördüncü yüzyılda “tanrının imajını bozuyor” diye Roma’daki köle ve mahkumların yüzlerine dövme yapılmasını yasaklamıştı. 787 yılında ise Papa I. Hadrinan vücudun herhangi bir yerine dövme yapmayı batıl inanç ve paganizm olarak adlandırarak dövmeye kesinlikle yasak koyuyordu. Bu süreçten sonra çağ içinde ve sonrasında dövme yavaş yavaş kaybolmaya yüz tuttu. En azından Avrupa’da böyle oldu. İnsanlığın gözleri önünde olmayan yerlerde elbette dövme bir sanat, kabile yaşantısı, aidiyet, ve felsefe olarak devam etti. Çok uzun zaman sonra Dövme 18. yüzyılda Avrupa’da tekrar canlandı. İngiltere’de Kaptan Cook’un ilk seyahatiyle birlikte (1769) denizciler arasında ilginç bir biçimde yeniden canlandı, alevlendi. Mürettebat yerlilere çeşitli motif, resim ve hayvan çizgileri yaptırmıştı.  1862’de Galler prensi  kutsal Filistin topraklarını ziyaret edince koluna bir haç dövmesi yaptırdı. Kral Edward VII, oğlu George’un (1882) Japonya ziyareti sırasında bileğine bir canavar motifi işlendi. Böylece dövme İngiltere’de en üst düzeyiyle, yani krallık fermanıyla kabul görmüş, benimsenmiş oldu.

Tanri’ya ve Cennet’e olan adanmışlığı ifade eden dövmeler de var tarihte. Işin aslı dövme tarihinin başlangıcı inanca dayanır. Naga kültüründeki kadınlar eşlerine olan bağlılıklarını  sembolize eden dövmelerle cennetteki yerlerini sağlamlaştırdıklarına inanırlardı.

2012 © Amazon Dövme powered by ATP Ajans
Up